AK Parti ve Milli Görüş ve tabii ki Saadet Partisi’nden bahsetmek istiyorum ve burada bahsettiklerim benim şahsi düşüncemdir. Elimde bu konuya dair somut bir delil yoktur. Lakin soyut delillerle AK Parti ile Milli Görüş arasındaki ilişkiyi ele alacağım.
Birçok kişi Tayyib ERDOĞAN’ı genç yaşında Refah Partisinin İstanbul İl başkanı ve MYK üyesi olarak tanımış ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nda yaptıkları ile de herkes tanımıştır. Aynı zamanda Türkiye ve Dünya’daki herkes ERDOĞAN’ı ERBAKAN Hoca’nın manevi oğlu olarak tanımıştır. Herkes Tayyib ERDOĞAN’ı Milli Görüş gömleğini çıkartacak en son kişi olarak tanımıştır.
Milli Görüş davasının1970 ocak ayında MNP (Milli Nizam Partisi) ile siyasi temelleri atılmış oldu. 1971 ihtilal döneminde antidemokratik yollarla MNP kapatıldı. 1972 Nisanında MNP bayrağı MSP (Milli Selamet Partisi)’ye devreder. MSP’nin akıbeti de 12 Eylül 1980 ihtilali ile tıpkı MNP’de olduğu gibi antidemokratik yollarla kapatılması ile sonuçlandı.
12 Eylül ihtilalinde siyasetten uzak tutulan ERBAKAN Ekim-1987’de 19 Temmuz 1983 tarihinde kurulan RP (Refah Partisi) genel başkanı olur.
1983 yılında kurulan RP de diğer Milli Görüş Partileri gibi kapanır. Necmettin Erbakan yeniden siyasi yasaklı olur. Bu sürecin devamında 1998 yılında FP (Fazilet Partisi) kurulur. FP’nin akıbeti 2001’de diğer Milli Görüş Partilerinin akıbetine uğrar.
Milli Görüş’ün siyasi çatılarının kronolojisine ara verip, yukarıdakilerden neden bahsettiğim anlatmaya çalışacağım.
1970 yılında kurulan Milli Görüş’ün ilk siyasi çatısı MNP’den 2001’de kapatılan
FP de dâhil olmak üzere 4 Partisi antidemokratik yollarla kapatılır. FP’nin de kapatılacağı anlaşılınca içeride ERBAKAN’ın isteği üzerine Gelenekçiler ve Yenilikçiler diye iki kanat açılır. Gelenekçilerin başını Recai KUTAN, Yenilikçilerin başını ise Abdullah GÜL çekmektedir. Abdullah GÜL siyasetin daha doğrusu Milli Görüş’ün içerisinde bulunduğu sürede Erbakan desteklemeden Fazilet’in başına geçemeyeceğini öğrenmiş olmalıdır. Buna rağmen neden Genel Başkanlığa talip olmuştur? Bu soruyu biraz irdelemekte yarar var.
Çünkü ERBAKAN; 1999 seçimlerinde bayan milletvekili adayları özellikle de
Nazlı Ilıcak’ı Milletvekili yaparak vizyonunu değiştirdiğini göstermek istemiş buna rağmen Partisi kapatılmaktan kurtulamamıştır. Tek çözüm anti demokratları ters köşeye yatırmaktı. Kapatılan parti yerine 1 parti değil 2 parti kurarak ters köşeye yatırmayı planlamış. Parti içerisinde ilk bölünmeyi getirmiştir. Bu da Yenilikçilerin kurduğu AK Parti’yi ve Gelenekçilerin kurduğu SAADET Partisi’ni doğurmuştur. Anti demokratik engellemeler maruz kalmaması için AK Parti Genel Başkanı R. Tayyib ERDOĞAN; Milli Görüş gömleğini çıkardığını açıklamıştır. Buna inanmayanlar AK Parti’nin de Saadet gibi Fazilet’in devamı olduğunu birçok kez medyada ve muhalefette gündemden düşürmediler ta ki Erbakan; AK Parti’yi eleştirene kadar. Bu eleştiri AK Partinin FP’nin devamı olmadığını doğrular nitelikteydi. Böylelikle AK Parti medya ve muhalefetin azgın saldırılarından kurtulmuştur. Erdoğan; Erbakan’ın futbol maçında taktik değiştirip oyuna aldığı oyuncudur. Aynı zamanda taktik ERDOĞAN üzerine kurulmuştur. Bu taktikle muhalefete ve medyaya goller atılacaktı.
Taktik tutuyor ve ERDOĞAN’ın AK Partisi’nde Alevisi, sosyal demokratı, milliyetçisi, muhafazakârı kısaca her kesimden insan kendine yer buluyor ve böylelikle Milli Görüş’ün iki partisinden biri her kesimi kucaklayabildiği için diğeri de güçsüz yani tehlikesiz göründüğü için kapatılmıyor. Böylelikle Milli Görüş vizyon ve misyonundan taviz vermeden yaklaşık 7 yıldır iktidarda bulunuyor. Hatta her partisi kapatılan Milli Görüş’ün iki partisi de kapatılmıyor. Yani azgın saldırganlara harika goller atılıyor. Gün gelip de Saadet İle AK Parti tek çatıda buluştuğunda Türkiye; FAZİLETi, REFAHı, SELAMETi görecektir.
Türkiye’nin AK geleceği SAADET kalmasın…!
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
1 yorum:
Yorum Gönder